trarenderu

Arka Plan'ın ilk meyvesi

Arka Plan Fotoğraf Atölyeleri Meyvesini verdi...

(24.03.2015)

Kıymetli okurlar, bu haftaki Arka Plan'da, artık sonuna yaklaştığımız AFAD Arka Plan Fotoğraf atölyelerini sizlerle paylaşıyoruz. Yıllarca eğitim verdiğim derneğimizde: "Hocam atölye açmayı düşünmüyor musunuz?" sorusuyla çok karşılaştım. Aslında hep düşünüyordum fakat alt yapı ve müfredat oluşması için de ciddi bir emek ve arka plan gerektiğini de biliyordum.

Tam bir yıl oluyor, nisan ayı başıydı. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnaval'ı ile başladı her şey. Coşku, eğlence ve en önemlisi üretim ile yaratıcılık ön plandaydı. Bu Bereketli Topraklar'ın tanıtımı için, gönüllüler ordusu ile birlikte kolları sıvamıştık. Zamanın mevcut AFAD yönetimi ile görüşüp böyle bir atölye planımızın olduğundan bahsettik. Hem atölyemiz hem de derneğimiz olarak, faaliyetlerimiz ile karnavalda yer alarak, ürettiklerimizle karnavala ayrı bir renk de, biz katmayı planlıyoruz dedik.
Mevcut yönetim oluru verdikten sonra, başladık bir yıllık müfredatı uygulamaya. Öncelikle klişeleşmiş atölye kavramının ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Aslında yıllar önce örnek alınacak bir takım girişimler oldu ama onunda ne dinamikler yaşanarak yok edildiğini arka planda izleyerek görmüştük.

Atölye kavramının bir konu belirlenip ben bu konuyu çalışacağım demek olmadığını biliyorduk. Yıllarca dayatma eğitimlerle yapılan birtakım girişimler ve üretimlerin
ne olduğunu görmüş birisi olarak yaşananlardan ders çıkartıp yeni bir çizgi yaratmaya çalıştık. En önemlisi kendimizi aşmayı, dışarıdan gelen konuklarla ufkumuzu genişletmeyi öğrendik. Atölye konuklarımızın her biri kendi alanında bir üstat olup, farklı farklı birikimleri bizlerle paylaştı. Aydın'dan buraya gelip birikimlerini paylaşan sevgili Cihan Karaca'ya, Urfa'dan gelip mütevazi kişiliği ile bize renk katan can dost Ergün Karadağ'a, Kocaeli'nden bir fotoğraf emekçisi Leyla Emektar'a, hayatımın
her anında yanımda olan Orhan Şen'e, Cemil Güven'e, Mersin yakın ama daha da yakın eden, yine mütevazi kişiliği ile sahaya çıkıp, çamura batıp, üretime katkıda bulunan güzel insan Tahir Özgür'e, tecrübe paylaşımları ile AFAD Kurucu Başkan'ı Sina Coşkun'a, fotoğrafın değerini ve modern sanatta yeri tanımını öğrencilerimle paylaşıp bizlere yeniden hatırlatmalar yaparak, dayatmaları yıkan Sn. Özcan Ağaoğlu'na, gerçek dost, Arka Plan'ın adeta arka planı, şimdi ise altyapı çalışmalarının
tamamını güvendiğim abim İlhan Maraşlı'ya, gerçek profesyonel, yaşam koçu Okan Kum'a, üstadımız atölyemizin küratörlüğünü kabul edip bizleri onurlandıran Sezgin Güvel'e, her zaman yanımda durup benimle yol yürüyen atölyemize birikimleri ile fayda sağlayan Sn. Yaşar Usanmaz'a teşekkürü borç bilirim.

Kıymetli dostlar; hiç düşündünüz mü? sonbaharda ağaçlar yapraklarını neden döker? Sonbahara doğru ağaçta dallar, gövde, meyve ve yapraklar kalır. Öte yandan bazı meyvelerin öyle çekirdekleri vardır ki içinde bir ağacı barındırır. O meyveden kim bilir ne ağaçlar gürlemeye başlar. Böylece döngü de devam eder durur. Geriye gövde ve dallar kalır. Meyve ise gövde ve dallar var olduğu sürece var olacaktır.

Ayrıca yaz boyunca yapraklar da oluşur. Ta ki, sonbahar gelinceye kadar. Bu mevsimde yapraklar dökülür, meyveler de toprağa düşer. Yapraklar kurur, toprağa karışır. Soruncul odaklı olan yapraklar böylelikle döngünün içerisinde yer alamaz. Kaybolur gider. Burada iki faktör ortaya çıkar: Birincisi üretim, ikincisi ise tüketim. Yaprak mı, meyve mi? Tercih yaşayanın. Ben her sonbaharda bu döngüyü takip ederim. İş yaşamı, özel hayat, ne olursa olsun. Önemli olan bunları hikayeleştirip, ders
çıkartmaktır. Baki olan da bu olacaktır. Döngü ise devam edecektir.

Bu metaforlarla güçlü bir gözlem yaptığımızda, etrafımızda bu durumu yaşatan ve yaşayan o kadar çok insan var ki anlatmakla bitmez. Bununla birlikte bu konu ile ilgili insanları ikiye ayırabiliriz. Soruncul olan insanlar: Ben yapmadım, bundan dolayı, şöyle oldu, o bunu dedi, bunu yaptı, bu değişti, sende bu var... Bu konu o kadar uzar gider ki sadece laf olarak kalmaya devam eder. Burada ise George Carver'ın bir sözü devreye girer:"Başarısızlıkların, %99'u mazeret bulma alışkanlığı iyi olan insanlardan gelir". Oysaki bir de çözümcül insanlar vardır ki, Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı fikir önderi Sn. Ali Haydar Bozkurt'un deyimiyle: "olmaz demeyin, önce nasıl oluru düşünün!"ü hayata geçirmek için uğraşır. Sorun odaklı insanlar bir soru sorulduğunda veya bir sorunu dile getirdiğinde konu hakkında çözüm önerisi var mı yokmu ona bakılır. Soruncul insanlar ortada sorun varsa sadece soruna adapte olup kısır döngü ile sorunu çözmek yerine laf ve mazeret ile sonu ve sınırı olmayan zaman kayıpları ile uğraşır.

Şanslıyım iki hocamdan da sadece fotoğraf öğrendim. İkisi de bana, fotoğraf ortamında, fotoğraf dışında başka bir şey konuşulmaması gerektiğini öğretti. Bana haylaz derdi hocam. Sadece fotoğraf bilmek, okumak, çekmek yetmez. İyi bir fotoğrafçı aynı zamanda güzel ve onurlu bir insandır kavramını da taşımalıdır. Bu hoşgörülü, kibirsiz, egosuz, insancıl değerlere sahip, hatayı insan olarak düşünerek, çözüm üretmeyi ve yine fazla söze hacet olmadığını, üretimin her şeyi göstereceğini söylerdi. Toprağı bol olsun.

Sevgili okurlar bu vesile ile atölyemizde sorumluluk ve kriterlerini yerine getirip mezun olan Aslı Karahan, Banu Paksoy, Derya Akray, Esat Fırat, Eylem Karaboğa,Fatma Gök Salt, Hakan Çelik, Hasan Dayanıklı, Seçil Birbiri, Selver Sarıkaya, Sibel Gül ve Sibel Korkmaz'ı kutlar bundan sonraki fotoğraf yaşamlarında başarılar dilerim.

Son olarak bu bereketli toprakların yıllarca ajite edilmiş bir yüzünün dışında, ayrıca bir de gerçek olan sıcak ve samimi gülen yüzünün olduğunu hatırlatmak isterim. Mehmet Baltacı'nın ışığında kurulan AFAD Arka Plan Fotoğraf Atölyesi'nin sezon finali için tüm fotoğraf severleri Çukurova'nın Gülen Yüzleri sergisine, 28 Mart 2015 Cumartesi, saat 18:30'da, AFAD Kasım Gülek Fotoğraf ve Sanat Galerisi'ne bekliyoruz. Hayatımızda gövde, dallar ve meyvelerin olması dileğiyle. Arka Plan üretime
devam ediyor...

Sevgiyle kalın.

 

Read 796 times